Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun (7596 Sayılı Kanun)
Yazar
Eyüboğlu & Büyükatak
Yayın Tarihi
04 Kasım 2026
DÜZENLEME KÜNYESİ
- DÜZENLEME: Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun -7596 Sayılı Kanun
- TÜRÜ: Kanun
- RESMÎ GAZETE: 27 Ekim 2026 - 33413
- YÜRÜRLÜK: 27 Ekim 2026
- İLGİLİ ALANLAR: Sermaye Piyasası/Fon Tasfiye Süreçleri
- YAYIN TARİHİ: 27 Ekim 2026
ÖZET
27 Ekim 2026 tarihli ve 33413 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun (“Düzenleme”) fon malvarlıklarının hukuka aykırı işlemler sonucunda azaltılması nedeniyle Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından tasfiyeye alınan yatırım fonlarından çıkarılan değerlerin, sorumlu portföy yönetim şirketleri ile gerçek ve tüzel kişilerin malvarlıklarından tahsil edilerek fon pay sahiplerine ödenmesine yönelik özel usuller düzenlenmiştir.
BİR BAKIŞTA
Fon zararlarından öncelikle portföy yönetim şirketleri, tahsilin mümkün olmaması hâlinde ise SPK tarafından sorumluluğu tespit edilen gerçek ve tüzel kişiler şahsen sorumlu tutulacaktır. Fon zararlarının sorumlulardan tahsili amacıyla TMSF’ye özel takip ve tahsil yetkileri tanınmış, yatırımcılara yapılacak ödemeler için özel bir geri kazanım ve dağıtım sistemi oluşturulmuştur. Fon malvarlığının veya geri kazanılan tutarların yetersiz kalması hâlinde, yatırımcıların net yatırım tutarlarının enflasyona göre güncellenerek hesaplanması ve 1.000.000 TL’ye kadar ara ödeme yapılabilmesi öngörülmüştür. Tasfiye sonucunda dağıtılabilir nakdin yetersiz kalması durumunda SPK’ya, net yatırım tutarı en düşük yatırımcıların zararının giderilmesinde öncelik tanınması veya tüm yatırımcılar için asgari ödeme tutarı belirlenmesine karar verme yetkisi tanınmıştır. Ayrıca belirtmek gerekir ki hukuka aykırı sermaye piyasası fiillerine karıştığı SPK tarafından tespit edilen kişi ve kurumların, tasfiye ve geri kazanım hesaplarından nemalanmaları mümkün değildir.
DÜZENLEMENİN ARKA PLANI VE AMACI
Borsada işlem gören bazı yatırım fonlarının malvarlıklarının hukuka aykırı işlemler sonucunda azaltılması nedeniyle çok sayıda yatırımcı mağdur olmuş, fonların mevcut malvarlıklarının ise yatırımcı alacaklarını karşılamaya yeterli olmadığı anlaşılmıştır. Yatırımcıların hak ve menfaatlerinin korunması amacıyla, Sermaye Piyasası Kurulunun 17 Eylül 2026 tarihli kararlarıyla söz konusu fonların tasfiyesine karar verilmiştir. Bu Kanun ile, anılan kararlar kapsamında tasfiye sürecine giren ve Kanunun yayımı tarihinde tasfiyesi henüz tamamlanmamış yatırım fonlarına ilişkin özel hükümler ihdas edilmektedir.
Düzenleme ile; fonların adil, şeffaf ve etkin biçimde tasfiye edilmesi, fon malvarlıklarından hukuka aykırı şekilde çıkarılan değerlerin geri kazanılması, fonların uğradığı zararların sorumlularından tahsil edilmesi ve elde edilen tutarların fon pay sahiplerine dağıtılması amaçlanmaktadır. Bu kapsamda, fon yöneticileri ve diğer sorumluların şahsi sorumluluklarına başvurulabilmesine, fon zararlarının tahsilini kolaylaştıracak özel takip ve tahsil usullerinin uygulanabilmesine ve dağıtılabilir nakdin yetersiz kalması hâlinde ödeme öncelikleri ile ara ödeme yöntemlerinin belirlenmesine ilişkin özel mekanizmalar öngörülmektedir.
Belirtmek gerekir ki, düzenleme yalnızca SPK'nın 17 Eylül 2026 tarihli kararları kapsamında tasfiyesine karar verilen ve Kanunun yayımı tarihinde tasfiyesi tamamlanmamış fonlar hakkında uygulanacak olup, diğer yatırım fonları bakımından genel ve sürekli nitelikte bir tasfiye veya sorumluluk rejimi tesis etmemektedir.
GETİRİLEN BAŞLICA DEĞİŞİKLİKLER
Fon Varlıklarının Tasfiyesine İlişkin SPK'ya Tanınan Yetkiler
Kanun'un 3. maddesi uyarınca, fonların tasfiyesi SPK'nın gözetim ve denetiminde yürütülecek olup fon varlıklarının nakde çevrilmesi, değerleme esasları ve yatırımcılara yapılacak ödemelerin belirlenmesi konularında SPK'ya geniş yetkiler tanınmıştır.
Bu kapsamda SPK, fon varlıklarının Borsa dışında satım, hakim ortağa satım, toptan satış gibi özel satış yöntemlerinin uygulanmasına ve varlıkları satın alan yatırımcıların belirli bir süre Borsada satış yapmalarının sınırlandırılmasına karar verebilecektir. Böylece fon varlıklarının mümkün olan en yüksek ekonomik değer üzerinden nakde çevrilmesi ve tasfiye sürecinin etkin şekilde yürütülmesi amaçlanmaktadır.
Fon Pay Sahiplerine Yapılacak Ödemelere İlişkin Yeni Esaslar
Kanun'un 4. maddesi uyarınca, fon malvarlığının yatırımcıların alacaklarını karşılamaya yetmemesi hâlinde, net yatırım tutarlarının TÜFE ve Yİ-ÜFE değişim oranlarının aritmetik ortalaması esas alınarak hesaplanması öngörülmüştür.
Ayrıca, yatırımcılara 1.000.000 TL'ye kadar ara ödeme yapılabilmesine imkân tanınmış ve tasfiye sonucunda dağıtılabilir nakdin yetersiz kalması durumunda SPK'ya, net yatırım tutarı en düşük yatırımcıdan başlayarak veya tüm yatırımcılar için asgari bir ara ödeme tutarı belirleyerek ödeme yapılmasına karar verme yetkisi verilmiştir.
Bu sayede, tasfiye sürecinde mümkün olan en kısa sürede en fazla sayıda yatırımcının alacağının karşılanması ve özellikle düşük tutarlı yatırımlara sahip fon pay sahiplerinin korunması hedeflenmektedir.
Fon Zararlarından Doğan Şahsi Sorumluluğun Genişletilmesi
Kanun'un 5. maddesi uyarınca, fon malvarlığından hukuka aykırı şekilde çıkarılan değerlerden kaynaklanan zararlardan öncelikle fonun kurucusu ve/veya yöneticisi olan portföy yönetim şirketi sorumlu tutulmuştur.
Zararın portföy yönetim şirketinden tamamen veya kısmen tahsil edilememesi ya da edilemeyeceğinin açıkça anlaşılması hâlinde ise SPK tarafından sorumluluğu belirlenen gerçek ve tüzel kişiler ile bunlarla birlikte hareket edenlerin şahsi sorumluluğuna başvurulabilmesi öngörülmüştür.
Ayrıca, ilgili kişilerin görevlerinden ayrılmış olmaları, görev yaptıkları dönemde gerçekleştirilen işlemlerden doğan sorumluluklarını ortadan kaldırmayacaktır. Böylece fon zararlarının yalnızca portföy yönetim şirketlerinden değil, zarara neden olan diğer sorumlulardan da tahsil edilebilmesinin önü açılmıştır.
Geri Kazanım Hesabı Oluşturulması ve Yatırımcılara Dağıtım
Kanun'un 6. maddesiyle, fon malvarlıklarından hukuka aykırı şekilde çıkarılan ve sonradan geri kazanılan değerlerin TMSF nezdinde her fon için ayrı açılacak özel hesaplarda izlenmesi öngörülmüştür.
Geri kazanım hesabında bulunan tutarların yalnızca ilgili fonun tasfiyesi ve fon pay sahiplerine yapılacak ödemelerde kullanılması hükme bağlanmış; bu tutarların haczedilmesi, teminat gösterilmesi veya başka amaçlarla kullanılması yasaklanmıştır.
Bu kapsamda, geri kazanılan değerlerin diğer malvarlıklarından ayrı tutularak korunması ve tasfiye tamamlandıktan sonra dahi hak sahibi yatırımcılara dağıtılabilmesi amaçlanmaktadır.
Hukuka Aykırı İşlemlere Karışan Kişilerin Ödeme Kapsamı Dışında Bırakılması
Kanun'un 3. maddesinin altıncı fıkrası uyarınca, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 104, 106 ve 107. maddelerinde belirtilen fiilleri işlediği veya bu fiillere fonlarla birlikte katıldığı SPK tarafından tespit edilen kişi ve kurumlara, ilgili fonların tasfiye ve geri kazanım hesaplarından ödeme yapılmayacaktır.
Bu hükümle, hukuka aykırı işlemlere karışan kişilerin tasfiye sürecinde yatırımcılara sağlanan ödeme imkânlarından yararlanmalarının önüne geçilmesi amaçlanmaktadır.
Geri Kazanımı Destekleyici Gönüllü İade Sistemi
Kanun ile, tasfiye kapsamındaki fonlardan daha önce ödeme almış veya fonlarla bağlantılı bazı işlemlerden kazanç elde etmiş kişilere, elde ettikleri getirilerin belirli bir kısmını gönüllü olarak iade edebilme imkânı tanınmıştır. Bu şekilde geri ödenen tutarlar tasfiye sürecinde kullanılacak ve mağdur yatırımcıların zararlarının karşılanmasına katkı sağlayacaktır.
El konulan ve Müsadere Edilen Malvarlığı Değerlerinin Yatırımcılar Lehine Kullanılması
Kanun'un 6. maddesi ile, tasfiye kapsamındaki fonlarla bağlantılı fiiller nedeniyle el konulan para, sermaye piyasası araçları ve diğer malvarlığı değerlerinin yatırımcıların zararlarının karşılanmasında kullanılabilmesine yönelik özel bir mekanizma oluşturulmuştur. Bu kapsamda, fona doğrudan iadesi mümkün olan varlıklar ilgili fona veya geri kazanım hesabına aktarılabilecek; diğer malvarlığı değerleri bakımından ise TMSF kayyım olarak görevlendirilebilecektir. Kayyım olarak atanan TMSF, dava sonucunu beklemeksizin el konulan malvarlığını satabilecek veya tasfiye edebilecek ve elde edilen tutarları geri kazanım hesaplarında izleyebilecektir. Böylece yatırımcı ödemeleri için ilave kaynak oluşturulması ve tasfiye sürecinin hızlandırılması amaçlanmaktadır.
YÜRÜRLÜK VE GEÇİŞ HÜKÜMLERİ
7596 Sayılı Kanun, 27 Ekim 2026 tarihli ve 33413 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak 17 Eylül 2026 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yürürlüğe girmiştir.
Kanun, yalnızca SPK'nın 17 Eylül 2026 tarihli kararlarıyla tasfiyesine karar verilen ve yayım tarihi itibarıyla tasfiye süreci henüz tamamlanmamış yatırım fonlarına uygulanacak olup, bu fonlara ilişkin devam eden tasfiye işlemlerini de kapsamaktadır. Bu yönüyle Kanun, diğer yatırım fonları bakımından genel ve sürekli nitelikte bir tasfiye veya sorumluluk rejimi tesis etmemektedir.
Kanun kapsamında öngörülen ara ödemeler, ödeme öncelikleri, geri kazanım işlemleri ve diğer uygulama esaslarının, her fonun özellikleri dikkate alınarak SPK tarafından belirlenmesi öngörülmektedir. Nitekim SPK tarafından 27 Ekim 2026 tarihinde yayımlanan ilk düzenleme ile, Tera Portföy Yönetimi AŞ, Pusula Portföy Yönetimi AŞ ve Atlas Portföy Yönetimi AŞ'nin kurucusu olduğu yatırım fonlarında ara ödeme yapılmasına karar verilmiş; söz konusu fonlar arasında ise öncelikle “para piyasası” ibareli yatırım fonlarından ödemeye başlanacağı duyurulmuştur
ETKİLENEN TARAFLAR VE PRATİK SONUÇLAR
Fon Pay Sahipleri (Yatırımcılar)
Fon pay sahiplerine yapılacak ödemelerde net yatırım tutarı esas alınmaktadır. Bu kapsamda, fon pay sahiplerine en fazla 1.000.000 TL tutarında ara ödeme yapılabilmesi öngörülmüştür. Ayrıca, tasfiye bakiyesinin tüm alacakları karşılamaya yetmemesi hâlinde, net yatırım tutarı daha düşük olan yatırımcılara ödeme önceliği tanınmasına ilişkin esasların belirlenmesi konusunda SPK yetkilendirilmiştir. Bu düzenleme ile sınırlı kaynakların mümkün olan en fazla sayıda yatırımcıya ulaştırılması amaçlanmış olup, uygulamada küçük yatırımcılar lehine, yüksek tutarlı yatırım yapan yatırımcılar aleyhine bir önceliklendirme mekanizması benimsenmiştir.
Portföy Yönetim Şirketleri ve Sorumlu Kişiler
Fon zararlarının tazmininde kademeli bir sorumluluk rejimi öngörülmüştür. Buna göre zararlar öncelikle portföy yönetim şirketlerinin malvarlığından tahsil edilecektir. Zararın bu şekilde karşılanamaması hâlinde ise SPK tarafından sorumluluğu tespit edilen kişilerin şahsi sorumluluklarına başvurulabilecek ve bu kişiler hakkında 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'da öngörülen usul ve yetkiler çerçevesinde TMSF tarafından takip ve tahsil işlemleri yürütülebilecektir.
İlişkili Taraflar ve Üçüncü Kişiler
Fon malvarlığından hukuka aykırı şekilde değer aktarılmasına neden olan ilişkili taraflar ve üçüncü kişiler bakımından hem ödeme yasağı hem de ilave sorumluluk rejimi benimsenmiştir. Bu kapsamda, söz konusu kişilere tasfiye hesaplarından ödeme yapılmayacak, ayrıca fondan tahsil edilemeyen zararlar bakımından bu kişilerin sorumluluğuna başvurulabilecektir.
DEĞERLENDİRMEMİZ
7596 sayılı Kanun, belirli yatırım fonlarının malvarlıklarında hukuka aykırı işlemler nedeniyle meydana gelen kayıpların giderilmesi ve fon pay sahiplerinin menfaatlerinin korunması amacıyla oluşturulmuş, istisnai nitelikte bir tasfiye ve zararların giderilmesi mekanizmasıdır. Düzenleme, yalnızca fonların mevcut malvarlıklarının tasfiyesini değil, hukuka aykırı şekilde fonlardan çıkarılan değerlerin geri kazanılmasını ve oluşan zararların sorumlulardan tahsil edilmesini de hedeflemektedir.
Bu kapsamda, fon zararlarından öncelikle portföy yönetim şirketlerinin sorumlu tutulması, tahsilin mümkün olmaması hâlinde ise sorumluluğu tespit edilen diğer gerçek ve tüzel kişilerin malvarlıklarına başvurulabilmesi, yatırımcıların zararlarının karşılanması bakımından önemli bir hukuki güvence oluşturmaktadır. Bununla birlikte, söz konusu sorumluluk mekanizmasının uygulanmasında sorumluluğun kapsamının, ilgili kişilerin hukuka aykırı fiillerle bağlantısının ve zarar ile fiil arasındaki illiyet bağının somut olay özelinde değerlendirilmesi önem taşımaktadır.
Diğer taraftan, Kanun ile SPK'ya fon varlıklarının değerlemesi, satış yöntemlerinin belirlenmesi, yatırımcılara yapılacak ödemeler ve ödeme öncelikleri konusunda geniş takdir yetkileri tanınmıştır. Özellikle sınırlı kaynakların dağıtımında düşük tutarlı yatırım sahiplerine öncelik verilmesine imkân tanınması, daha fazla sayıda yatırımcının zararının karşılanmasını amaçlamakla birlikte, yatırımcılar arasında menfaat dengesinin gözetilmesini de gerekli kılmaktadır. Bu nedenle SPK tarafından alınacak kararların objektif, şeffaf ve denetlenebilir kriterlere dayanması; hukuki güvenlik, eşitlik ve ölçülülük ilkelerine uygun şekilde uygulanması önem arz etmektedir.
Kanaatimizce, düzenlemenin başarısı yalnızca fon malvarlıklarının hızlı şekilde nakde çevrilmesine değil, zararların sorumlulardan etkin biçimde tahsil edilmesine ve elde edilen kaynakların hak sahibi yatırımcılara adil ve öngörülebilir esaslar çerçevesinde dağıtılmasına bağlı olacaktır. Bu doğrultuda, fon pay sahiplerinin net yatırım tutarlarının hesaplanmasını, uygulanacak endeksleme yöntemlerini, ara ödeme kararlarını ve nihai tasfiye bakiyelerinin dağıtımını yakından takip etmeleri; haklarını etkileyen işlemlere karşı başvurulabilecek hukuki yolları somut olay özelinde değerlendirmeleri önem taşımaktadır.
KAYNAKLAR
- 27 Ekim 2026 tarihli ve 33413 sayılı Resmî Gazete
- SPK’nın 27 Ekim 2026 tarihli Basın Duyurusu ve 2026/76 sayılı Bülteni — 2026/76 sayılı Bülten
- SPK 17 Eylül 2026 tarihli, 2026/60 sayılı karar bülteni
Düzenlemenin faaliyetlerinize olan etkisini değerlendirmek için bizimle her zaman iletişime geçebilirsiniz.
Saygılarımızla,
Eyüboğlu & Büyükatak Attorneys at Law
ÖNEMLİ NOT
İşbu bilgi notu yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki görüş veya tavsiye niteliği taşımaz. Bilgi notu, yayım tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan mevzuatı ve kamuya açık bilgileri yansıtmaktadır; sonradan yapılabilecek değişiklikler ve idari uygulama dikkate alınmamıştır. Somut bir olay veya işlem bakımından herhangi bir karar alınmadan önce profesyonel hukuki destek alınması gerekir.
Hukuki Destekle Her Anınızda Varız..